Ruh sağlığı alanında akademik kariyerini sürdüren; uyku, rüyalar ve hipnoz konuları başta olmak üzere psikiyatrinin tüm alanlarında bilimsel araştırmalar ve klinik çalışmalar yürüten bir hekim ve akademisyendir.
Ulusal ve uluslararası çok sayıda makale, kitap ve kongre bildirisi şeklinde eserleri vardır. Eserleri çok sayıda atıf almıştır.
Baş Editör, Sleep and Hypnosis: International Journal of Sleep, Dreams, and Hypnosis, 1999–
Yardımcı Editör, Frontiers in Sleep Disorders, 2011–
Yukarıdaki liste, çalışma alanlarının çeşitliliğini yansıtan bir seçkidir.
Bu bölümdeki içerikler, sık karşılaşılan ruh sağlığı konularını genel hatlarıyla tanıtmak ve bazı özellikli durumlar için güncel bilgileri derleyerek danışan ve hasta yakınlarını bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır.
Gebelik ve doğum sonrası dönem, ruhsal açıdan kırılgan bir süreçtir. Bu dönemde ortaya çıkan depresyon belirtilerinin erken tanınması, anne ve bebek sağlığı açısından önemlidir.
Erken doğum deneyimi, doğum sonrası dönemde yoğun kaygı belirtilerine yol açabilir; bu belirtilerin fark edilmesi ve desteklenmesi iyileşme sürecini kolaylaştırır.
Tekrarlayan istenmeyen düşünceler ve bunlara eşlik eden zorlayıcı davranışlarla seyreden OKB, uygun tedavi yaklaşımlarıyla kontrol altına alınabilir.
Yeme bozuklukları, hem bedensel hem ruhsal boyutları olan, uzman bir ekip yaklaşımı gerektiren durumlardır.
Gebelik döneminde sık görülen huzursuz bacak sendromu, uyku kalitesini etkileyebilir; değerlendirme ve yönetimi uzman desteği gerektirir.
Antidepresan tedavisi sırasında görülebilen cinsel işlev sorunları sık karşılaşılan, ancak çoğu zaman dile getirilmediği için ele alınmayan yönetilebilir bir yan etkidir.
SSRI grubu ilaçlar pıhtılaşma sürecini hafifçe etkileyebilir; bu durum çoğu kişide önemsizdir, ancak bazı ilaç birlikteliklerinde ve hasta gruplarında dikkat gerektirir.
Bağırsak florası ile ruh sağlığı karşılıklı bir etkileşim içindedir; antidepresan ilaçların bu denge üzerindeki etkileri güncel bir araştırma alanıdır.
Beyin iltihabı bazen ilk belirtilerini ruhsal alanda verir; bu tablonun erken tanınması ve iyileşme sonrası kalan sekellerin yönetimi önem taşır.
İleri yaşta bipolar bozuklukta duygudurum tedavisinin yanı sıra bedensel sağlığın düzenli izlenmesi seyri belirleyen etkenlerdendir.
Depresyon, kaygı ve zihinsel bulanıklık gibi belirtilerin altında bazen hormonal bir neden yatar; bu tablo tedavi edilebilir bir kaynağa işaret edebilir.
Diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan bu ilaçların psikiyatrideki yeri, özellikle ilaca bağlı kilo alımı açısından araştırılmaktadır.
Sohbet botları kısa vadeli destek sağlayabilir; ancak kriz anları, kalıcı iyileşme ve tedavi planlaması söz konusu olduğunda bir uzmanın yerini tutmaz.
Sezaryende uygulanan anestezi yöntemi ile doğum sonrası depresyon arasındaki ilişki, gözlemsel verilerle araştırılan bir konudur.
Kronotip, yani biyolojik saatin yatkınlığı, uyku düzenini ve ruh halini etkiler; günlük alışkanlıklarla bu etki dengelenebilir.
Yaşlılıkta cilt ile ruhsal durum karşılıklı olarak birbirini etkiler; kaşıntı ve deri yolma gibi yakınmaların yönetiminde dermatoloji ile psikiyatrinin birlikte çalışması önem taşır.
Çocuklukta konulan DEHB tanısı bir bölüm kişide yetişkinlikte de sürer; çocukluk dönemindeki hangi özelliklerin bu sürekliliğe işaret ettiğini bilmek izlem planını yönlendirir.
Uyku düzeni ile saç sağlığı karşılıklı olarak birbirini etkileyebilir; stres hormonları, bağışıklık yanıtı ve vücut saati bu ilişkinin başlıca basamaklarıdır.
Duygudurum düzenleyicilerin ciltte yaptığı döküntü ve saç dökülmesi çoğunlukla hafiftir; hangi ilaçta neyin ne zaman beklendiğini bilmek tedavinin yarıda kalmasını önler.
Kronik böbrek hastalığında depresyon ve kaygı sıktır ve belirtileri hastalığın kendi belirtileriyle örtüştüğü için gözden kaçar; oysa tedaviye uyumu ve hastalığın gidişini etkiler.
Bipolar bozuklukta uyku hastalığın seyrini belirleyen parçalardan biridir; uykusuz bir gece atağı tetikleyebilir, melatonin ise tedavinin yerini tutmaz.
Ginkgo özütünün unutkanlıkta beklenen yararı ölçülüdür ve yalnızca standart özütler için gösterilmiştir; rafta duran her ginkgo ürünü aynı değildir.
Yüzlerce çalışmanın toplu değerlendirmesi melatoninin plasebodan iyi olduğunu gösteriyor; ancak yararın ne kadar olduğu, doz ve zamanlamanın nasıl ayarlanacağı hâlâ açık değil.
Akşamcıllık kimi ruhsal sorunlarla güçlü, kimileriyle ise çok zayıf biçimde ilişkilidir; bu ayrımı görmek, hangi bulguya ne kadar güveneceğinizi belirler.
Denge hastalıklarında kaygı ve çökkünlük sıktır; veriler bu kaygının kişilik özelliğinden çok baş dönmesinin belirsizliğine bağlı olduğunu göstermektedir.
Uykuda bağırma, savurma ve yataktan fırlama çoğu zaman "kötü rüya" sanılır; oysa yaralanmayı önlemek ve nedenini araştırmak için değerlendirme gerekir.
Bu ilaçların demansa yol açtığı doğrulanmış değildir; asıl önerilen, ileri yaşta antikolinerjik ilaç yükünü azaltmak ve tedaviyi kendi başına kesmemektir.
Gebelik ve doğum döneminde sözler alışıldığından derine iner; telkin dilinin birkaç basit kuralı hem anne adayına hem çevresindekilere yol gösterir.
Tahlillerin normal çıkması ağrının gerçek olmadığı anlamına gelmez; bu yazı hem hastalığın bilinen yönünü hem de hastaların anlattığı deneyimi bir arada ele alıyor.
Unutkanlık ya da dikkat yakınması için istenen bu inceleme bir sınav değildir; hangi soruları yanıtladığını ve sonuçların nasıl okunduğunu bilmek kaygıyı azaltır.
Süregelen uykusuzlukta kılavuzların ilk sırada önerdiği tedavi bilişsel davranışçı terapidir; uykusuzluğu başlatan değil, onu sürdüren halkayı hedef alır.
Tek kutuplu depresyon ile iki kutuplu bozukluğun depresyon dönemini ayırt etmek güçtür; uyku ve vücut saati ölçümleri bu ayrıma katkı sağlayabilir, ancak henüz bir tanı testi değildir.
Hafif bilişsel bozuklukta pozitif bir kan biyobelirteci sonucu, beyindeki değişikliği gösterir; demans olup olmayacağınızı ya da ne zaman olacağını söylemez ve tedavi edilebilir nedenleri dışlamaz.
Bu sayfadaki bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez. Şikayetleriniz için mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurunuz.