Prof. Dr. Mehmet Yücel Ağargün ← Ruh sağlığı hakkında
Hasta Bilgilendirme

Baş Dönmesi ve Ruh Sağlığı

Denge sistemi hastalıklarında kaygı ve çökkünlük sık görülür; ancak çoğu zaman "hastanın yapısı" sanılarak geçiştirilir. 764 binden fazla kişinin verisini birleştiren güncel bir çalışma bunun tersini gösteriyor: baş dönmesi olan kişilerde duruma bağlı kaygı belirgin biçimde yüksekken, kişilik özelliği olarak kaygılı olma eğilimi yüksek değil. Yani kaygı, kişiliğin değil hastalığın sonucu görünüyor. Aşağıdaki infografik bu bulguyu ve tanıya göre değişen oranları özetlemektedir.

Baş dönmesi ve ruh sağlığı infografiği. Birinci bölümde denge hastalığı olanlar ile sağlıklı karşılaştırma grubu kıyaslanmaktadır: kaygı bozukluğu denge hastalığı olanlarda yüzde 31,4, karşılaştırma grubunda yüzde 8,3'tür ve kaygı bozukluğu görülme riski 1,5 kat daha yüksek bulunmuştur; depresif bozukluk denge hastalığı olanlarda yüzde 28,3, karşılaştırma grubunda yüzde 4,7'dir ve görülme riski 2,9 kat daha yüksektir. İkinci bölümde tanıya göre oranlar verilmektedir: Ménière hastalığında kaygı yüzde 47,0 ve depresyon yüzde 43,1 ile her iki başlıkta da en yüksek orandır; vestibüler migrende kaygı yüzde 46,5 ve depresyon yüzde 35,7; iyi huylu yer değiştirme vertigosunda kaygı yüzde 30,6 ve depresyon yüzde 23,6, kısa ataklarla seyretmesine karşın oranlar yüksektir; tek seferlik iltihabi tutulum olan vestibüler nöritte kaygı yüzde 19,4 ve depresyon yüzde 20,7 ile en düşük gruptadır; karşılaştırma grubunda ise kaygı yüzde 8,3 ve depresyon yüzde 4,7'dir. Üçüncü bölümde çalışmanın en önemli bulgusu aktarılmaktadır: baş dönmesi olan kişilerde duruma bağlı kaygı yüksek bulunurken, kişilik özelliği olarak kaygılı olma eğilimi karşılaştırma grubundan yüksek çıkmamıştır. Bunun anlamı, yaşanan kaygının kaygılı bir insan olunduğu için değil, ne zaman geleceği kestirilemeyen bir baş dönmesiyle yaşandığı için ortaya çıkıyor olabileceğidir; denge bozukluğu kaygıya yatkınlığı olmayan kişilerde bile kaygıyı başlatabilir ya da ağırlaştırabilir; ataklarla seyreden hastalıklarda oranlar tek seferlik tutulumdan yüksektir, yani belirsizliğin kendisi yük oluşturmaktadır; baş dönmesinin günlük yaşamı ne ölçüde etkilediğini ölçen puanlarla ruhsal belirti puanları arasında çok güçlü bir ilişki bulunmuştur. Dördüncü bölüm hasta ve yakınlarına yöneliktir: muayenede ruhsal belirtileri kendiliğinden dile getirmek gerekir; kaygının hastalığın bir sonucu olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır; atak korkusuyla dışarı çıkmamak kısa vadede rahatlatsa da uzun vadede hem dengeyi hem ruh hâlini kötüleştirir; denge tedavisi ile ruhsal destek birbirinin yerine geçmez; yakınlar için baş dönmesinin dışarıdan görünmediği ve plan yapmaktan kaçınmanın isteksizlik değil belirsizlikle baş etme çabası olabileceği belirtilmektedir; umutsuzluk ya da yaşama isteğinin kaybı varsa bekletmeden hekime söylenmelidir. Son bölümde sayıların sınırları anlatılmaktadır: çalışmaların tasarımı kesitseldir, bu nedenle nedensellik ayrılamaz; çalışmalar arasında yöntem farkı büyüktür; oranlar ortalamadır ve bir kişinin bu belirtileri yaşayıp yaşamayacağını öngörmez.

Görseli büyütmek için tam boyutta açabilirsiniz.

Bu sayfadaki bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez. Görseldeki oranlar birçok çalışmanın birleştirilmesiyle elde edilen ortalamalardır; bir kişinin bu belirtileri yaşayıp yaşamayacağını öngörmez ve güven aralıkları geniştir. Çalışmaların tasarımı kesitsel olduğundan, baş dönmesinin kaygıya mı yol açtığı yoksa ilişkinin iki yönlü mü olduğu bu veriyle kesin olarak ayrılamaz. Baş dönmesi yakınmanızla birlikte kaygı, çökkünlük ya da kaçınma davranışı yaşıyorsanız bunu hekiminize söyleyiniz — denge tedavisiyle ruhsal desteğin birlikte planlanması gerekebilir. Umutsuzluk ya da yaşama isteğinizin kaybı gibi duygular yaşıyorsanız bunu aynı gün hekiminize iletiniz; acil durumlarda 112'yi arayınız veya en yakın acil servise başvurunuz.

← Ruh sağlığı hakkında bölümüne dön